Select Menu

Slider

"Şerefli Mağlubiyetler Müzesi"

Blog Arşiv

Arama

Travel

Performance

Cute

röportaj

foto

Racing

Videos

» » » » » KEREM AKÇA: "Mandıra Filozofu, popüler komedilerin bir hayli üzerinde bir film"
«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt

TATLI DİL YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR
 Doğa-kültür ilişkisini ele alırken
Anadolu’daki yaşayışlara da bakan komediler, son dönemde furyaya dönüştü. “Mandıra Filozofu”, bu dala tutunurken eksiklerine karşın ‘amatör’ durmadan usturuplu karakterlerle ve aceleye getirilmemiş diyaloglarla bir mesele ışığında yol alıyor. Birol Güven’in TV’de durumlardan ve zeki tespitlerden beslenen mizah anlayışı ise perdede de çoğu zaman güldürmeyi beceriyor.
Sinemada ilkellik-medeniyet çatışmasının temeli belki de Jean Renoir’ın “Boudu Saved from Drowning” (“Boudu Sauvé des Eaux”, 1932) filmine kadar uzanır. Orada henüz 20. yüzyılın başında Seine Nehri’ne atlayan bir serseri ile onu kurtaran entelektüel kitapçı ve eşi arasındaki ilişki dikkat çekiciydi. Bu formül zamanla komediye de transfer oldu. Belki “Hanzo” (1975) bu duruma bir örnek.
BİROL GÜVEN İMZALI BİR ‘TÜRK İŞİ’ KOMEDİ
 Ama Müfit Can Saçıntı, burada farklı bir şeyin peşine düşüyor. Kendi canlandırdığı Mustafa Ali adlı ilkel karakteri, eğitimli ve modern dünyaya, kapitalizme, sanayileşmeye karşı çıkan bir tipleme olarak çiziyor. Üniversiteden mezun olduktan sonra Çökertme’ye yerleşen doğayla haşır neşir zamane filozofu tanımıyla harmanlıyor. Birol Güven’in dizi ekranından bildiğimiz zeki durumlardan güldürme becerisi buraya da yansıyor. Komedilerde görmediğimiz derin karakterler ve akıllı diyaloglar “Mandıra Filozofu”nda (2014) var.
 Seyirciyi ise aslında Fyodor Dostoyevski’den Bertrand Russell’a uzanan göndermeleriyle ‘tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’ misali inşa edilen bu tipleme sarıyor. Çayırda yapılan felsefe, ‘anti-kapitalizm’ tanımı olarak öne çıkıyor.

KURGU, ÖZTEKİN’İN RUH HALİNİ İYİ YANSITIYOR
 Kalender Hasan’ın kurguculuktaki becerisi ise Rasim Öztekin’in içinden kapitalizm fışkıran zengin işadamı karakterini iyi anlatıyor. Hip-hop kurgunun biraz olmamış haliyle sarılan açılış sekansı bir yana filmin tamamı onun yalnızlaşmasını ele almak için var. Tam bir kapitalizm kölesi olan bu tiplemeyi uyum kesmesinden görüntü bindirmelerine uzanan bir çeşitlilikle izliyoruz.
 Ondan bağımsız anlarda ise görüntü yönetmeninin kısmi acemiliği filme damga vuruyor. Ama çok keskin olmayan geçişler ve öne çıkmayan renk paleti dikkat çekiyor. Öztekin’e odaklanınca devreye giren çok yakın planların çekici durması ayrı bir görsel kaynak.
 UYGULADIĞI FORMÜLDE YERLİ SİNEMA İÇİN DEĞERLİ BİR İŞ
 “Mandıra Filozofu”, durum komedisi odağından ilerlerken Ayda Aksel ile Rasim Öztekin’in sosyetik metropol insanı tiplerindeki ‘yapaylık’ı yansıtma becerisine çok şey borçlu. Özellikle tekneden ‘Mandıra Filozofu’nun yaşamını gözlemleme hali, teşhirciliği ilginç çevreci mesajlarla dolduruyor. Ama iş yeri, ev, tekne ve sahil dışındaki bölümler biraz fazla aceleye getirilmiş. Öztekin’in ani arabaya binme kararı, sanki filmin ekibine de sürpriz olmuş gibi. Zira o noktada canlanan zoraki ara sekans gözlerden kaçmıyor.
 Bazı yan karakterler inandırıcı durmazken güldürmeyi beceriyorlar. Meseleyi bağlama noktasında ise bir inandırıcılık sıkıntısı çekiyor “Mandıra Filozofu”. Doğa yaşamını kutsarken atılan adımlarda sorun var. Ama bir şekilde “Entelköy Efeköy’e Karşı” (2011), “Umut Üzümleri” (2013) gibi doğa-kültür ilişkisinden beslenen ‘tuhaf’ popüler komedilerin bir hayli üzerinde bir film canlanıyor. Bunda aslan payı Güven’in

About xxx

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt

Hiç yorum yok

Leave a Reply