Select Menu

Slider

"Şerefli Mağlubiyetler Müzesi"

Blog Arşiv

Arama

Travel

Performance

Cute

röportaj

foto

Racing

Videos

» » » » » » » MANDIRA FİLOZOFU'NU ÇİNLİLER NASIL BULDU?
«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt

5 Temmuz 2014 Cumartesi tarihli Milliyet Tv Magazin ekindeki yazı... Kaçıranlar için yazıyı, burda yayınlıyorum... Kaçın sakırmayın!...


Mandıra Filozofu, Uluslararası Shanghai (Şangay) Film festivaline davet edilince acaip sevinmiştim.
Fakat bu sevinci çevremdeki insanlarla paylaşmakta epeyce zorlandım. 
Çünkü kime "Şangay film festivaline davet edildik" desem, çakma Çin mallarına burun kıvırır gibi kıvırıyorlardı kalkık burunlarını… 
Hani orjinal olan Cannes Film Festivaliymiş de, Şangay onun Çin malı çakmasıymış gibi… Sanki Şangay Film festivali davetiyeleri “ne alırsan bir milyon” diye bağırışan dükkanlarda satılıyormuş gibi…
Başarımızın yeterince takdir edilmesi için ne desem fayda etmedi…
“Şangay Asyanın en büyük film festivali” dedim olmadı…,
“Uzakdoğunun oscarı olarak biliniyor” dedim tınmadılar…
“Şangay, tüm dünyadaki A sınıfı üç beş festivalden biri” dedim, yemedi…
Ne zaman ki açılışına, “Nicole Kidman da katılıyor” dedim, o zaman şıp diye ikna oldular: Şangayın Önemli bir festival olduğuna ve Mandıra Filozofun önemli bir başarıya imza attığına…

Neyse efendim, girişi uzattık, yazımız gelişmekte olan yazılar kapsamında sonuca doğru ilerlesin artık…

Beni festival komitesi davet etmişti, ama yol masrafını karşılamıyordu… Yol masrafı dediğim 11 saatlik yol. O uçak parası ile ben 2 hafta Avrupa tatili yapar, iki kasaba festivalinden de ödül kapar dönerim… Neyse ki Mint Yapım imdadımıza yetişti… Begüm Öner, Eser Eyuboğlu ve Hakan Bulut’un Şangay’a gidebilmesi için de Birol Güven ana sponsor, oldu. Kültür Bakanlığımız ne yaptı bilmiyorum. Heralde hayır duası etmişlerdir, ülkemizi uluslararası bir festival’de teslim edecek Mandıra Filozofu filmi için... Allah kabul etsin…

Şangay’a vardığımızda, Konsolosumuz Deniz Eke, onurumuza bir davet verdi. Biz de böyle bir konsolosumuz olduğu için onur duyduk.

Yarın filmimiz gösterilecekti ve gösterimden sonra seyircilerle söyleşi olacaktı… İçimiz bir sevinç, pür neşe dolmalıydı amma ve lakin gel gör ki, içimizde kaygılar kaydırak kayıyordu: Çinliler filmimizdeki espirileri anlayacak mıydı, filmden sonra seyirciyle söyleşi olacaktı ve biz Çinlileri anlayacak mıydık… Öyle ya, Çinlilerle söyleşiye bizim İngilizce yetmez, bizim Türkçe Çinlilere çok fazla gelirdi… Ancak Konsolosluğumuzun söyleşi için bir tercüman görevlendirdiğini öğrenince iyice rahatladık…
Yemekte bulunan eski Dışışleri Mensubu Noyan Demir de kulağımıza anahtar kelimeyi fısıldadı: “Nii-ha”…


Büyük gün geldi çattı. Stadyum büyüklüğünde bir uçan daireyi andıran binan içindeki sinema salonuna geldik… Mandıra Filozofu’nun afişini gördük… Filmin ingilizce adı The Cowshed Philosefer” olmuştu.. Çincesi ise… buraya Çincesini öldürseniz yazamam… Bu yüzden fotoğrafını çektik, fotoğrafı da grafiker arkadaş yan tarafa bi yerlere koymuştur eminim. Çince okunuşu nedir derseniz: Çin işkencesi yapsanız bile söyleyemem…


Film başladıktan sonra bizi gizlice en arka sıraya aldılar..
Bir ara filmi Türkiyede türk seyircilerle izliyor sandım.. Türkiye’de aynı yerlerde gülüyor, aynı yerlerde hüzünleniyorlardı… Hatta aynı yerlerde öksürüyorlardı dersem, abartı olur, o yüzden demiycem… Evet, aynı Türkiye’deki gibi küfürlere de güldüler… Hayır, “ nah” işaretine gülmediler, sanırım anlamadılar: O sahnelerde oyuncunun baş parmağı iki parmağı arasına sıkıştığı için, bileği ağrıyor, garibim de acıdan bileğini tutuyor sanmış olabilirler..
Film bitince seyirci filmi alkışladı.

Sunucu sahneye çıkınca, Çince bişeyler söyledi, aynı anda bütün kafalar bize döndü, samimi bir sevgiyle alkışladılar.
Sahneye davet edildik. Ülkemize gelen pek çok ‘yabancı ünlü’nün bize yaptığını, biz de çinlilere yaptık: onların dilinde selam verip “Nii-ha” diyerek, tahmin edileceği gibi büyük sempati ve alkış topladık.
Çinli Sunucu filmin anlam ve önemini anlatmaya başladı. filmimizin felsefesini öyle güzel anlamış ve öyle güzel anlatıyordu ki, Bir ara
sahnede Birol Güven konuşuyor sandım… Tabi uzun saçlı ve çekik gözlü bir Birol Güven…
Sonra sunucu bana döndü, bişeyler söylerken, bütün salondan kahkaha ve bağrış çığrış yükseldi. Sebebini tercümanımız çevirince anladık: Sunucu bana “ başrol oyuncusuna ne kadar çok benziyorsunuz” demiş, seyirciler de gülerek “ Ta kendisi” diye bağırmışlar… Yani sunucu çam devirmiş, seyirciler kozalakları toplamış..

Sonra, sunucu filmimizin sanatsal övgüsünü yaptıktan sonra, filmdeki yörenin tam adresini sordu ve mutlaka gelip görmek istediğini söyledi. Muğla, Çökertme cevabını, pek çok seyircinin cep telefonlarına ve defterlerine not ettiğine şahit olduk…
Sunucu, Begüm Öner’in dünya çapında bir güzel, Hakan Bulut ve Eser Eyüboğlu’nun da dünya çapında iki yetenek olduğunu vurguladıktan sonra seyirci sorularına geçildi…
Filmimizle ve bizimle ilgili övgüleri es geçip, kendimizi över duruma düşmeden aklımda kalan soruları, aha buraya yazıyorum:
Seyircilerden biri “Filmde selamlaşırken söylediğiniz cümle, ilgimi çekti. Çok tatlı söylüyordunuz, bir kez de canlı söyler misiniz” dedi. Adının Hang Şi olduğunu öğrendikten sonra, “ Selamün Aleyküm Hang Şi” dediğimde bir kahkaha ve alkış tufanı koptu…. Bu anektod yerellik ve evrensellik üzerine tekrar düşünmeme yol açtı. Çevirmen arkadaş, anlaşılmama kaygısıyla selamı “Hello” diye çevirimişti ama elin Çinlisi yerel ve kültürel olanı cımbızlayıp almıştı.
Bir başka seyirci “filmi çekerken çok eğlendiğiniz ve bir aile gibi olduğunuz hissediliyor. Gerçekten öyle mi?” diye sorduğunda biz donduk kaldık. Çünkü “ Filmi çekerken çok eğlendik adeta bir aile gibiydik” klişesini Türk geyik cinsi sanıyorduk. Ya bu geyik cinsinin ana vatanı çin veya gerçekten böyle bir gerçeklik var: Evet filmi çekerken bir aile gibiydik ama hayır pek eğlenmedik. O cennet gibi mekan ve güzelim deniz burnumuzun dibindeyken çalışmak zorunda olmak, suyu gösterip yere döken Erol Taş işkencesi gibiydi arkadaşlar…
Son olarak Şunu belirtmek istiyorum. Şangay gerçekten önemli bir festival ve daha ilk sinema filmimizle oraya davet edilmekten gurur
duyduk. Yalanım varsa asla ömrümde Cannes yüzü görmeyeyim, Oscara yan bakayım…

About xxx

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt

2 YORUM YAZ/OKU

  1. İyi ki varsınız. Kendimi kötü hissettiğimde kurtarıcı gibi oluyor sizin karakteriniz. Tekrar tekrar izliyorum. Bu dünyanın süregelen düzeni hiç ama hiç bana göre değil. Aynı duyguları paylaşabilmek mutluluk veriyor, sürü psikolojisinden sanırım ehehehe. İyi çalışmalar...

    YanıtlaSil
  2. söz sonraki americano benden olucak :) kadıköy çarşı

    YanıtlaSil